ATEİST :!!
Ateist bir adam bir gün ormanda geziyor ve etrafindaki güzelliklere bakiyormus. "Evrim ne güzellikler yaratiyor!" diye düsünüp mest oluyormus. Birden arkasinda kocaman bir ayi belirmis ve onu kovalamaya baslamis. Adam bütün gücüyle kaçiyormus ama her arkasina bakista ayinin daha yaklasmis oldugunu farkediyormus. Dakikalarca süren bir kaçisin sonunda adamin ayagi yerdeki dala takilmis, ayi adamin üzerine atlamis,pençesini kaldirmis. Tam vurmaya hazirlanirken adam "TANRIM!!!"diye bagirmis. Bir anda zaman durmus, ayi donmus, ormandaki nehir bile akmaz olmus.Bir anda orman kararmis ve gökyüzünden bir isik hüzmesi adamin üzerine parlamis. Çok derinden gelen ilahi bir ses adama:

"Yillarca bana inanmadin, yaratilisi kozmik bir kazaya bagladin, sana bu durumda yardim etmemi mi istiyorsun? Seni sevgili bir kulum mu saymaliyim?" demis.

Adam utanç içinde: "Biliyorum bunca yildan sonra dindar biri olmayi istemem haksizlik, ama belki AYIYI dindar yapabilirsiniz." demis.

Ses: "Peki." diye karsilik vermis ve isik kaybolmus.
Nehir tekrar akmaya baslamis. Hersey eski haline dönmüs. Ayi pençesini indirmis, iki pençesini de göge dogru çevirmis, ve konusmaya baslamis:

"Tanrim, senin rizkinla orucumu açiyorum,hamdolsun verdigin nimetlere."

Bosanma davasi

Bosanma davasinda kadin, hakime talebini gerekçesi ile açiklamis..
"Sayin hakim, cocugun bende kalmasini istiyorum. Onu dokuz ay karnimda tasidim." Hakim kocaya sormus: "Karinizi duydunuz.
Bir diyeceginiz var mi?" Adam "Var tabii" demis ve anlatmis:
"Sayin hakim. Farzedelim ki caniniz bir kutu soguk cola istedi.
Makineye parayi attiniz ve cola geldi. Simdi bu cola makinenin midir, yoksa parayi delige atanin mi?" Hakim sekreterine döner:
"Yaz kizim. Cocuk babada kalacaktir."
DAHA ÇOK İSTİYOR...
Çocuk, okuldan bir gözü şiş olarak dönünce, annesi telaşlandı :
-Oğlum ne oldu gözüne? Düştün mü yoksa?
-Hayır düşmedim.Arkadaşım Orhan'la dövüştük.Ben de yarın onun gözünü şişireceğim!
Annesi yatıştırmaya çalıştı :
-Sakın ha! Dövüşmek iyi bir şey değil.Ben sana yarın pasta çörek vereyim.Arkadaşına da ver, barışın.Güzel güzel oynayın olmaz mı?
-Olur anneciğim, barışırız.
Ertesi gün, çocuk öteki gözü de şişmiş olarak döndü.Annesi merakla sordu :
-Yine ne oldu?
-Arkadaşım yaptı, daha çok pasta, çörek istiyor!
GÜTENBERG !!

Birkaç Fransız kantinde gevezelik ederken içlerinden biri sorar:
-Gütenberg kim? Biliyormusunuz?
-Hayır, der ötekiler.
-Güzel, sizde benim gibi gece kurslarına gitseydiniz, Gütenberg'in basım makinasını bulan kişi olduğunu bilecektiniz.... Ya Panmentier'i?
-Hayır, der ötekiler.
-Güzel, sizde benim gibi gece kurslarına gitseydiniz, Panmentier'in patatesi bulan kişi olduğunu bilecektiniz.Eğer gece kurslarına gitmezseniz yaşam boyunca....İşte ozaman, aralarında lehimci olanı öfkelenip patlar :
-Oldu, anlaştık! Gütenberg'i, Panmentier'i bilmiyoruz. Sen Obarana kim biliyormusun?
-Hayır!
-Peki öyle ise öğren! Obarana, sen gece kurslarına giderken karınla yatan heriftir!

ÇARPACAKSIN !!

Bir savaş gemisi karanlık ve sisli bir gecede yol alıyormuş. Derken kaptan köskündeki komutan tam karşıda ve uzakta üzerlerine doğru gelen bir ışık farketmiş. Hemen karşı tarafa sinyal göndererek şu mesaji geçmiş: "Derhal rotanızı 30 derece doğuya çeviriniz". Karşıdan anında cevap gelmiş: -"Sen rotanı 30 derece batıya çevir!" Komutan şaşırmış, biraz da sinirlenmiş, mesaji tekrarlamış: -"Rotanı derhal 30 derece doğuya çevir, emrediyorum!" Karşıdan cevap: -"Asıl sen rotanı 30 derece batıya çevireceksin!" Komutan öfkeden küplere binmiş, bir mesaj daha yollamış -"Ben 30 yıllık kaptanım, sana son kez emrediyorum, rotanı 30 derece batıya çevir!"

Cevap: -"Sen 30 senelik kaptansan ben de 20 senelik denizciyim,sen rotanı 30 derece doğuya çevir" Komutan, o kadar sinirlenmiş ki, hemen murettebata bütün topları atese hazır hale getirmelerini emretmiş ve son kez bir mesaj göndermiş: -"Burası bir savaş gemisi, derhal rotanı 30 derece batıya çevirmezsen ateşe başlayacağız" Karşıdan cevap gelmiş: -"Burası da bir deniz feneri.. Sen rotanı bir an önce 30 derece doğuya çevirmezsen birazdan kayalara çarpacaksın"

Soğuk Kış

Sonbaharda, kızılderililer şeflerine kışın soğuk geçip geçmeyeceğini sormuşlar. Herhangi bir fikri olmayan şef, kışın soğuk geçeceğini ve hazırlanmak için odun toplamaları gerektiğini söylemiş .. İyi bir önder olan şef, en yakın telefon kulübesine gittikten sonra Ulusal Hava Durumu Servisi'ni arayıp sormuş:
- Kış soğuk mu geçecek?
Telefondaki adam:
- Evet, bu kış epey soğuk olacak.
Şef, köye geri dönüp odun toplama işini hızlandırmış Bir hafta sonra, şef tekrar Ulusal Hava Durumu Servisi'ni aramış:
- Kış çok mu soğuk geçecek?
Telefondaki adam:
- Evet, bu kış gerçekten oldukça soğuk olacak.
Böylelikle şef geri dönüp adamlarına bulabildikleri bütün odun parçacıklarını dahi toplamalarını söylemiş. Bir hafta sonra, şef tekrar Ulusal Hava Durumu Servisi'ni aramış:
- Bu kışın çok soğuk geçeğine kesinlikle emin misiniz?
Telefondaki adam:
- Kesinlikle, kızılderililer deli gibi odun topluyor.
Bir fizik profesoru, final sinavinda ogrencileri tek tek odasina aliyomus ve 100 puan degerinde bir soru soruyomus: "Otobustesiniz, icerisi inanilmaz sicak. N'aparsiniz?"
Odaya giren ogrencilerin hepsi, "Pencereyi acarim hocam" diyomus.
Kil hoca bunun uzerine, "Peki o zaman; pencereden giren havanin hizi nedir?"
diye soruyomus. Soruyu duyan ogrenciler de apisip kaliyomus. Gak, guk Sudur, budur, ama yok. Haliyle hepsi odadan bi karis suratla cikiyomus. Sira dersi alttan alan bir ogrenciye gelmis. Bu cocuk da, artik o sene okulu bitirmeyi kafasina koymusmus. Hoca yine ayni soruyu sormus:
"Otobustesin ve icerisi feci sicak. N'aparsin?" Bizimki baslamis saymaya. "Kazagimi cikaririm", "gomlegimi cikaririm","fanilami cikaririm."
Hoca biyik altindan gulerek surekli, "Baska, baska?" diyomus.
"Gazeteyle kendimi yellerim", "Basima su dokerim".
Hoca hala,"Baska baska"deyince cocukcagiz artik dayanamamis,
"Hocam, okulu bitirmem lazim, afedersiniz ama anami da ....seniz o pencereyi acmam!" demis.
Hendek

Adam yoldan geciyor.. Bakmis derin bir temel hendegi kazilmis..
Hendegin basinda bir dizi adam.. Karsilarinda da Cafer.. Cafer birini isaret edip bagiriyor: "Iki kolunu yana ac atla.." Adam atliyor asagi..
Gummm!.. Cafer otekine isaret ediyor.. "Sadece sag kolunu yana ac, atla.." Adam atliyor.. Gummm..
Cafer ucuncuye isaret ediyor: "Sen iki kolunu yapistir, oyle atla.." O da atliyor.. Gummm.. Yoldan gecen meraklaniyor ve soruyor Cafer'e.. "Ne yapiyorsunuz siz burada Allah askina?.." "Kor musun" diyor, Cafer..
"Tetris oynuyoruz!.."
Yeni evli bir çift tam tren istasyonunun bitişiğinde bir ev tutarlar ve yerleşirler. Fakat bir sorunları vardır. Her tren geçişinde gardrop kapakları gacırrrtt diye açılır ve buna bir çare bulamazlar.
Bir gün kadın eve marangoz çağırır. Adam bakar bakar fakat birşey anlayamaz. Kapağı kapatır ve tam o sırada tren geçer ve kapak tekrar açılır adam der ki
- Ben bir de içine gireyim dolabın bekliyim tren geçsin bi de içerden bakiim neden açılıyormuş Der ve içine girer. Tam o sırada kadının kocası gelir ve üzerini değiştirmek için dolabı açar ve bir de bakar ki dolapta hiç tanımadığı bir adam
- Senin ne işin var burada be adam kimsin sen?
Adamın cevabı
_ Beyefendi size tren bekliyorum desem inanırmısınız????
Evlilik

Kadin yolda genc kizlara yiyecek gibi bakan kocasina cikismis:
- Bana bak her guzel kiz gordugunde evli oldugunu unutuyorsun.
- Tam tersine... Iste o zaman aklima geliyor...
Papaz ve zangoc

Papaz iki metre ilerisinde duran zangoca sormus: - Gizli gizli sen mi iciyorsun kutsal sarabi?..
Zangoc'ta derin sessizlik... Iyice kopurmus Papaz: - Sana soruyorum be adam! Duymuyor musun?..
- Hayir, buradan hicbir sey duyulmuyor efendim...
- Olacak sey mi! Iki adim oteden beni duymuyorsun...
Zangoc biyik altindan gulmus; - Isterseniz yer degistirelim, anlarsiniz...
Yer degistirmisler. Bu defa Zangoc seslenmis: - Kilise icin toplanan yardimlari kim ic ediyor?..
Papaz kendi kendine soylenmis: - Hakikaten yahu! Buradan hicbir sey duyulmuyor.
HOROZ

Kumesin horozu ihtiyarlamis, artik is (!) goremez hale gelmis...
Kumesin sahibi de bunun uzerine tutmus, genc bir horoz satin almis. Genc horoz,magrur bir edayla adimini
kumesten iceriye tam atmis ki, yasli horoz onune cikmis.
- Bak demis, artik benim donemim sona erdi. Bunu ben de kabul ediyorum.
Bundan sonra bu kumesin krali sensin ve benim yerimi sen alacaksin. Gel su devir teslim islemini benim gururumu incitmeden yapalim!
Genc horoz, nasil yani, deyince, yasli horoz devam etmis:
- Seninle yuz metrelik bir yaris yapalim. Nasil olsa sen kazanacaksin...
Ama sonucta, sen yarisi kazanmis biri olarak bu kumesin basina gecersen tavuklar nezdindeki itibarin daha da artar.
Yanit olumlu olunca yasli horoz;
- Ama senden bir ufak ricam daha var, diye ilave etmis, bana bu yarista uc - bes metre avans taniyacaksin. Yani kosuya ben biraz onden baslayacagim.
Ve tavuklarin onunde yaris baslamis. Tam o sirada kumesin sahibi manzarayi gormesin mi? Elindeki tufegin tetigine davranmis;
- Ulan bu horoz sapik cikti! diyerek genc horozu vurup oldurmus.

ISA

Italya'da Vatikan yakinlarinda bir eve gece hirsiz girmis. Hirsiz evin icinde karanlikta ilerlerken arkasindan bir ses gelmis: ·Seni ben
goruyorum. Isa da goruyor! Hirsiz panik icinde bir koseye sinip ve fark edilmemeyi umit ederken ses tekrar yukselmis: - Seni ben
goruyorum. Isa da goruyor! Hirsiz sesin kendine seslendigine emin olunca el fenerini acip, sesin sahibini aramaya baslamis ve bakmis bir Papagan!
Saskinlikla soylemis:- Konusan sen miydin? Papagan tekrar konusmus:-
Evet .. Bunun uzerine Hirsiz:- Ama sen Papagansin! Papagan cevap vermis:- Evet ben Papaganim...Isa da Doberman..

Hikaye bu ya... Ustun mizah duygusuna sahip iki buyuk nuktedan; Winston Churchill ve Abraham Lincoln, bir tarihte, ikisinin ayni anda
gecemeyecegi kadar dar bir merdivenin tam ortasinda karsilasmislar... Churchill iki yana sikica yapisip kukremis:
- Bir aptala yol veremem!..
Lincoln,
- Ben veririm majesteleri!.. deyip kenara cekilmis...
Günün birinde sair bir padisaha ilham perisi gelir ve baslar yazmaya;
-"Ciktim agaca yedim hamini mamini,
....?
-"Ciktim agaca yedim hamini mamini,....?
gerisi bir türlü gelmez.Padisah geceleri uyku uyuyamaz olur siirini tamamliyamamistir bir türlü.
En sonunda ülkesinin bütün sairlerini sarayinda toplatir ama yine nafile onlarda bu misranin devamini getiremez.
Artik en son sira Namık Kemal´e gelir ve padisah baslar.
-Hadi Namık Kemal getir sunun devamini da ne istersen vereyim sana!
-Buyrun Padisahim...
-"Ciktim agaca yedim hamini mamini..."
Namık Kemal hemen devam eder;
-"Düsersen asagi görürsün ananin amini..."
Yeni evli çift sabah uyanırlar,yatakta muhabbet başlar, Kadın sorar kocasına;
-Ya senin ayakların neden bu kadar büyük?.
-Çocukluğumda çok yalın ayak gezdimde ondan.
Peki ya, kafan neden bu kadar iri?
-Çocukluğumda hiç şapka giymezdimde, ondan.
Kadin bir süre düşündükten sonra:
-Vah Vah! , ne olurdu çocukluğunda birazda külotsuz gezseydin!.
Öğretmen sormuş:
Soyle bakalım, iki yüzlü kime denir?
Zeynep: - Okula gülerek gelen öğrenciye. !!!!!!!!!!!!!
Okula yeni gelen öğretmen ilk dersinde öğrencilere ilginç bir çağrıda bulunmuş:
- Kendini geri zekalı hisseden varsa ayağa kalksın.. Sınıfta çıt yok. Nihayet biri kalkmış:
Sen kendini geri zekalı mı hissediyorsun?
- Hayır, demiş çocuk, ama sizin tek başına ayakta kalmanıza gönlüm razı olmadı da...!!!!!
Türkçe dersinde öğretmen sordu:
Ben güzelim, dediğim zaman bu hangi zaman formundadır?
- Geçmiş zaman öğretmenim. !!!!!!!!
Bir yıldır hiç konuşmadığı karısından ayrılmak isteyen adama hakim sorar:
- Neden karına bir yıldır tek bir söz bile söylemedin?
- Lafını kesmek istemedim, hakim bey !..

ESKİ AMA ÇOK GÜZEL HALEN

Kizilderinin teki keçilerini otlatiyormus. Derken bir cow-boy gelmiş ve sormuş:
- Senin kopeğin mi?
- O köpek benim olmak!
- Onunla konuşabilir miyim?
- Kopek konuşamamak!
Cow-boy kopege yaklaşır.
- Nasilsin?
- Fena degil! (Kizilderili şaşkin...)
- Bu kizilderili senin sahibin mi?
- Evet.
- Sana iyi davranıyor mu?
- Evet, çok iyi. Günde iki kez tuvalet için dolaştırıyor, bana yemek veriyor ve benimle oynuyor. (Kizilderili bu arada kafayı yemektedir)
Cow-Boy kizilderiliye sorar.
- Senin atin mi?
- O at benim olmak!
- Onunla konuşabilir miyim?
- At konuşamamak!
Cow-boy ata yaklaşır.
- Nasılsın?
- Fena değil! (Kizilderili daha da şaşkın...)
- Bu kizilderili senin sahibin mi?
- Evet.
- Sana nasıl davranıyor?
- Iyi. Bana her gün gerekli yürüyüşleri yaptırıyor, fazla yük bindirmiyor,günde 2 kere ve her terlememden sonra terimi siliyor, ve içinde yiyecek ve yataklık olan ufak bir ahir insa ediyor. (Kizilderili bu ne gözlerine ne de kulaklarına inanamamaktadır) Cow-Boy tekrar kizilderilinin yanina gelir.
- Bu Dişi Eşşek senin mi?
- Essek benim olmak, konuşmak ama çok yalan söylemek...

YENİ GELİN
Tipik bir maço tipik güzel bir kadınla evlenmiş. Düğünden sonra adam aşağıdaki kuralları sıralamış :
1 - Eğer istersem evde olacağım, canım ne zaman isterse.. bana güçlük çıkarmanı, dırdır etmeni istemiyorum.
2 - Başka türlü söylemediğim sürece her akşam iyi bir akşam yemeği hazır bulmak istiyorum.
3 - Eski arkadaşlarımla ava, balığa, içmeye veya kart oynamaya da gidecegim ve sen karışmayacaksın. Bunlar benim kurallarım yorumun var mı?
Yeni gelin cevap vermiş : -Hayır, benim için uygun.. Yalnız şunu bilmelisin bu evde seks her gece saat 7 de olacak.. Sen olsan da olmasan da!..
Anne Farkı"
İki bacaksız karşı karşıya geçmiş, kimin babası kimi döver, onu tartışıyorlarmış.
Bir tanesi bağırmış; "BİR KERE BENİM BABAM SENİN BABANDAN DAHA İYİDİR!!"
Diğeri altta kalır mı, o da bağırmış; "BENİM ANNEM DE SENİN ANNENDEN DAHA İYİDİR!!!!"
Bunu duyunca bizimkisi duraklamış;"Hmmm sanırım haklısın. Çünkü benim babam da aynı şeyi söylemişti"
EKSİK NAMAZ

Memleketin tekinde 3 kere camiye gitmeyeni idam ediyolarmış. Ama bu arada usülen idam edilmeden önce 3 dileğini yerine getiriyolarmış. Adamın teki 3 kere gitmemiş ve tabii yakalanmış.

İdam edilmeden önce sormuşlar:
- "1. dileğin ne?" Adam:
- "Vezirin karısıyla yatağa girecem" demiş. Vezir "Olmaz" dese de padişah:
- "Mecbur" demiş ve adam vezirin karısıyla beraber olmuş. Adam 2. dilek olarak Padişahın karısıyla beraber olmayı seçmiş.

Bu sefer padişah "Hayır" dese de herkes itiraz edince mecbur kalmış.
- "Son dileğin ne?" sorusundan sonra adam, bir vezire, bir padişaha bakmaya başlamış. Aradan 5 dakika geçtikten sonra vezir bakmış namus elden gidecek:
- "Ben bunu sanki camide gördüm gibi geldi" diyince padişah da:
- "Ne gibisi lan! Yanımda kılıyodu"
HALK KOŞUSU

Kadın kocasının halk koşusuna katılmasını fırsat bilerek sevgilisini eve çağırmıştı. Kadın ve sevgilisi tam sevişmeye başlarlar ki kapı çalar. Kadın önce panik olmaz ve diyafondan aşağıya sorar:

"Kim o?"

"Benim karıcığım, dışarıda çok yağmur yağıyor ve ben koşuya katılmaktan vazgeçtim"

Kadın kocasına biraz beklemesini söyler ve sevgilisinin giysilerini eline vererek balkona atar. Adam çırılçıplak balkonda ne yapacağını düşünürken asıl rezaleti farkeder: Halk koşusu tam bulunduğu evin önündeki caddeden devam etmektedir. Adam büyük utanç içinde hemen aşağıya atlar ve yüzlerce kişiyle beraber koşmaya başlar. Yanındaki adam dayanamayıp sorar:

"Afedersiniz beyefendi, hep çıplak mı koşarsınız?"

"Evet" der adam. "Ben rüzgarı vücüdumun her yerinde hissetmekten büyük keyif alırım. Bu yüzden de çıplak koşmayı tercih ederim."

"Pekii" der diğeri "çıplakken hep prezervatifle mi koşarsınız?" Adamın başından aşağı iyice kaynar sular dökülür, artık rezaletin son perdesindedir ama gene de kendini toparlar ve:

"Hayır" der "sadece yağmur yağdığı zamanlar!"

ELİNİ ÇEKKKK...

Delikanli sevgilisini aksam eve birakir.Evin önünde masum bir fisiltidan sonra ateslenir.Bir elini duvara dayiyarak
Erkek: - "Beni bir öpermisin"..
Kiz: - "Delimisin evin önünde annemler görür" der..
Erkek: -"Ne olacak canim bu saatte kim görecek, ne olur seni cok seviyorum..."

Kiz: - "Ben de seni ama olmaz..."
Erkek cok atesli tabi devamli israr eder.. bir ara aniden merdivenlerin isigi yanar ve kizin kücük kizkardesi belirir.
Kücük kiz: - " Babam diyor ki öpecekse öpsün, gerekirse ben öpecekmisim, o da olmazsa kendisi gelecekmis ama o hayvan oglu hayvana söyle elini diyafon düğmesinden çeksin "

YENİ EVLİLER !!

Adamin biri evlenmeye karar vermis ama yasi 75. Kiz da 22 lik fistik gibi hatun. Çocuklari, torunlari evlenmesin diye durmadan ikna etmeye calisiyorlarmis; "Babacim bak yasin ilerledi. Kalbin dayanmaz." diye. Neyse, adam kimseyi dinlememisve kizla evlenmisler. Gerdek gecesi olmus, sabah olmus, oglu kapida bekliyor, yeni evliler hala iceride. Aradan birkaç saat geçtikten sonra kiz bitkin bir vaziyette disariya çikmis ve yasli adamin oglu hemen endise ile sormus :
- Neler oldu? Babam iyi mi?
Kiz : Evet cok iyi idi. Ben yoruldum. biraz mola verdik...
Çocuk : allah allah!.. 75 yasinda adam, nasil oluyor da bu kadar aktif?
Kiz : Eee... Kocam bunak. Yapiyo unutuyo, yapiyo unutuyo...

RAFADAN ::))

Iki arkadas tren istasyonundan geçerken istasyonun bir kösesinde oturmus yasli bir kizilderili görürler. Biri digerine "Su gördügün kizilderili çok zekidir hiç bir seyi unutmaz"

Kizilderiliyi ilk kez gören ise "Simdi anlariz" der ve kizilderilinin yanina yaklasip "10 yil önce bu gün sabah kahvaltisinda ne yemistin" der. Kizilderili adamin yüzüne bile bakmadan "Yumurta" der. Aradan 10 yil geçer ve soruyu soran kisi yine tesadüfen ayni tren istasyonundan geçer ve ayni kizilderiliyi görür.Kizilderili aynen 10 yil önce oturdugu yerde oturuyordur.Yanina yaklasip sorar: "
Nasildi? "Kizilderili hiç düsünmeden cevaplar"Rafadan!"

YÜZEMİYOR !!

Delinin birisi saatini hastane bahçesindeki havuza atmis.Bunu gören arkadasi yanina yanasmis ve konusmaya baslamislar:
Niye attin saati havuza?
Nasil yüzdügünü görmek için.
Peki, kurdun mu?
Hayir.Enayi, hiç kurmadan yüzer mi??

TUVALET KAĞIDI :))

Adamin biri, yeni açilan lüks büyük magazaya gitmis, satici kıza yaklaşmiş.
"Bir kravat almak istiyorum."
Satici kiz son derece sirin bir tavirla:
"Beyefendi, bizde müsteriyi memnun etmek esastir. Kravat ipekli mi olacak yünlü mü?"
"Ipekli"
"O zaman lütfen bir kat yukari buyrun, ipekli kravatlar bir kat yukarida"
Adam bir kat yukari çikmis, baska bir satici kiz..
"Ben ipekli bir kravat almak istiyorum"
"Beyefendi, kravat düz mü olacak, desenli mi?"
"Desenli"
"Bizde müsteriyi memnun etmek esastir, desenli kravatlar bir kat yukarida, lütfen bir üst kata buyrun"
Adam bir kat daha çikmis. Yeni bir satici kiz..
"Ben ipekli ve desenli bir kravat almak istiyorum"
"Desenler, çizgili mi, çiçekli mi olacak?" - "Çizgili" -"Bizde müsteriyi memnun etmek esastir, çizgili kravatlar bir üst katta, lütfen bir kat yukarı buyrun"
Adam bir kat daha çikmis..
Çizgiler kalın mı, ince mi, bir kat yukarı.. Zemin açık mı, koyu mu, bir kat yukarı, derken adam 18'inci kata gelmis. Öfke ile satici kizin yakasina yapismis..
"Ben ipekli, ince çizgili, çizgileri boyuna ve açık renk, zemini koyu, bir kravat istiyorum"
"Kravati bu elbiseyle mi kullanacaksiniz?"
"Hayır, evdeki elbisemle"
"Beyefendi, bizde müşteriyi memnun etmek esastır, bir uyumsuzluk olursa firmamızın prensiplerine ters düşer, lütfen evden öbür elbisenizi alıp gelir misiniz?"
Adam büyük bir öfkeyle asansöre gitmiş.. O sırada asansörün kapısı açılmıs, içinden gene çok sinirli bir adam çikmis.. Bir elinde bir klozet kapağı, belden aşağısı da çıplak:
"İşte popom, işte evdeki tuvaletin klozet kapağı.. Verecekseniz verin artık şu tuvalet kağıdını.."

YARADILIŞ

Tanrı eşeği yarattı ve ona dedi ki: "Sen bir eşeksin. Sabahtan akşama kadar yorulmadan, yakınmadan calışacaksın ve ağır yükleri sırtında taşıyacaksın. Ot yiyeceksin, az akıllı olacaksın ve 50 yıl yaşayacaksın". Eşek cevap verdi: "50 sene böyle bir hayat icin çok çok fazla, lütfen bana 30 yıldan fazla verme!" ve böyle oldu...

Sonra Tanrı köpeği yarattı ve ona dedi ki: "Sen bir köpeksin. İnsanların mallarını koruyacaksın, onların en yakın dostu olacaksın. Geriye kalan artıkları yiyeceksin ve 25 yıl yaşayacaksın." Köpek cevap verdi: "Tanrım, 25 yıl böyle yaşamak çok fazla. Bana 10 yıl ver yeter" ve böyle oldu...

Daha sonra Tanrı Maymunu yarattı ve dedi ki: "Sen bir maymunsun. Ağaçtan ağaca salınacak ve bir aptal gibi davranacaksın. İnsanları eğlendireceksin ve 20 yıl yaşayacaksın". Maymun cevap verdi: "20 sene dünyanın palyaçosu olarak yaşamak çok fazla. Bana 10 seneden fazla verme". Ve böyle oldu...

En sonunda Tanrı erkeği yarattı ve ona dedi ki: "Sen bir erkeksin. Dünyada yaşayacak tek rasyonel düşünen canlı olacaksın. Diğer yaratılmışlara zekanı kullanarak hükmedeceksin. Dünyayı yöneteceksin ve 20 yıl yaşayacaksın." Erkek cevap verdi: "Tanrım, erkek olmak için 20 yıl yetmez. Lütfen bana eşekten artan 20 yılı, köpekten artan 15 yılı ve maymunun 10 yılını ver."

Tanrı bunu kabul etti ve erkek 20 yıl erkek olarak yaşadı sonra evlendi ve 30 sene eşek olarak sabahtan akşama kadar çalıştı ve ağır yükler taşıdı. Sonra çocukları oldu ve 15 yıl köpek gibi yaşadı, evi korudu, aileden artanları yedi. Sonra ilerleyen yaşında 10 yıl maymun olarak yaşadı. Aptal gibi davrandı ve torunlarını eğlendirdi. Bu bugüne kadar böyle geldi...

EŞEKLİĞİNDEN ...

Dostlarinin baskilarina dayanamayan Bektasi camiye gitmis, hocanin vaazini dinliyormus. Hoca içkinin kötülügünü anlatmak için aklina ne geliyorsa söylüyormus. Bir ara söyle demis:

-"Bir eşeğin önüne, bir kova su ile bir kova sarap koysaniz, hangisin içer?

Elbette ki suyu içer. Peki esek niçin sarabi içmez?" Bektasi dayanamayip seslenmis: -"Neden olacak, esekliginden..."

ÜNLÜ SANATÇI !!

Ünlü bir alaturka şarkıcımız erkekliği bir türlü benimseyememişti. önce hafif makyaj yapmaya başladı, sonra sıra kadın elbiseleri giymeye geldi. Derken hormon tedavisinin de yardımı ile göğüsleri büyüdü. Kendisini kadın gibi görmeye o kadar alışmıştı ki, büyük otellerin birinin saunasına kadınlar saatinde gitmekte hiçbir sakınca görmedi. Altı bir havlu ile örtülü olduğu için, görünen kısımları hiçbir kadın garip karşılamıyor, olsa olsa kıskanıyordu. Derken ne olduysa oldu... Artık sıcağın etkisiyle mi, yoksa başka bir nedenden mi bilinmez, havluya benzeyen peştamal kayıverdi. Ve de gözü manzaraya ilişen bir kadın çığlığı basıverdi:

- A aaa ! Aramızda bir erkek var!

Daha öbür kadınlar ne olduğunu anlayamamışlardı ki, ünlü şarkıcının heyecanla atıldığı görüldü:-Hani, nerede nerede ? ::))))

İMAM

Köyün imami sicak altinda, at arabasina binmis koyune dogru giderken yolda afet bir hatun otostop yapmis. Imam efendi kadincagiz sicakta kalmasin dusuncesiyle almis arabaya, ancak kadin yaramaz. Binbir turlu isveyle imam efendiyi bastan çikarmis ve alt alta ust uste sevismeye baslamislar.

Fakat tam pozisyondayken araba devrilmis ve olduklari pozisyonda arabada sIkIsIp kalmislar. Tabii ki butun koylu baslarina uşüsmus.

Imam efendi kalabaligi gorunce: Allah korudu,Allah korudu, ya gozune girseydi"

LASTİK PATLADI !!

4 tane üniversite öğrencisi, uyanamadıkları için matematik finaline geç kalırlar ve okula gidince hocaya arabalarının lastiğinin patladığını söylerler... Hoca ilk basta inanmaz ama öğrencilerinin yalvarmalarına dayanamayarak, onları 3 gün sonra sınav yapacağını söyler.
Sınav günü gelince hoca, 4 öğrencinin hepsini bos bir salonun ayrı ayrı köşelerine oturtur.
Sınav geçme sistemi öyledir: 100 üzerinden 50 puan alan herkes sınavı geçebilir... Hocanın hazırladığı sınavda ise ön sayfada 10'ar puanlık 4 tane basit matematik sorusu vardır... Bunları kolayca çözerler.
Arka sayfada ise 60 puanlık 1 soru vardır: "Hangi lastik patladı?"

ÇOCUĞU TARTARMISIN :::))

Aptal bir sarışın birgün eczaneye gitmiş kucağındada bir çocuk eczacıya çocuğu tarttıracaktım demiş.

Eczacıda çocuk tartımız bozuk ama anneyle çocuğu aynı tartıya koyuyoruz tartıyoruz sonra çocuğu ben alıyorum anneyi tekrar tartıyoruz böylece çocuğun kilosunu anlıyoruz demiş.

Kadın kapıya yönelmiş tüh ben çocuğun teyzesiyim annesini bulup geleyim demiş

HANGİSİ DAHA AÇIKGÖZ
Çok akıllı geçinirdi.Kapısında "ikinci kez gelen hastalardan yarım ücret alınır"yazılı doktora girdi.Gülerek :
-Bakın doktorcuğum, yine ben geldim, hatırladınız mı beni?dedi.
Doktor da güldü :
Tabii, hatırlamaz olur muyum?
Eeee? Muayene etmeyecek misiniz?İlaç vermeyecek misiniz?
Hayır gerekmez...Geçen gelişinizde verdiğim ilaca devam edin...
KİM GÖRECEK Kİ!

Vücudu oldukça güzel genç bayan tatilinin hemen her gününü Kaldigi otelin terasinda günes banyosu yaparak geçirirmis. Ilk günü mayosu ile güneslenmis, ama sonraki günler bakmiski otelin en üst katinda onu kimse göremiyor, mayosuz sere serpe güneslenmeye baslamis. Gene böyle yüzüstü güneslenirken merdivenlerden birisinin çiktigini duyarak havlusu ile poposunu örtmüs. Merdivenleri bir solukta çikan otelin müdür yardimcisi nefes nefese;
-Pardon, Hilton oteli güneslenmeniz konusunda birsey diyemez ama dünkü gibi mayonuzla güneslenirseniz çok iyi olacak...
-Ne farkeder, Beni burada kimse göremez, ayrica bu havlu ilede örtünüyorum bakin...
-Tam olarak degil, Tavani cam olan restoranin üzerinde günesleniyorsunuz!!!

FATİH TERİM !!

Bir gün Fatih Terim Fransa milli takımı antrönörü Aime jacquet ile karşılaşmış. - Hocam sen bu takımı nasıl seçtin de şampiyon oldunuz? demiş. -Çok kolay zekalarına göre seçiyorum. Bak mesela sana bir örnek vereyim demiş ve Zidane'ı çağırmış. - Zidan'a oğlum söyle bakayım senin annenin ve babanın çocuğu olan ama senin kardeşin olmayan kimdir? Zidane biraz düşünmüş, tabiiki ben oluyorum demiş. Fatih Terim bundan çok etkilenmiş. Türkiye'ye döner dönmez Hakan Şükür'ü çağırmış. - Hakan sana bir soru soracağım eğer bilirsen bu hafta seni takıma alırım, bil bakalım annenin ve babanın çocuğu olan ama kardeşin olmayan kimdir? Hakan biraz düşünmüş işin içinden çıkamamış, biraz zaman istemiş ve hemen koşmuş Arif'i bulmuş. - Arif annenin ve babanın çocuğu olan ama kardeşin olmayan kimdir? Arif cevap vermiş: Benim tabiiki, Hakan sevinçle Fatih Terim'in yanına dönmüş: - Sorunun cevabını buldum hocam: Arif'imiş Fatih Terim köpürmüş
- Vay salak herif Arif olur mu hiç, doğru cevap Zidane idi.

ROMANTİZME BAK
Hayvanat bahçesinde iki ahtapot kollarını birbirine sarmış, dolaşıyorlardı.Erkek ahtopot eğildi, hafif sesle dişi ahtapotun kulağına fısıldadı :
-Ne güzel bir gece, değil mi sevgilim?...Mehtap, yıldızlar, sen, ben...Ve bu güzel gecede seninle ikimiz böyle kolkola kolkola kolkola kolkola kolkola dolaşıyoruz.

ÜÇ KEZ
Ava çıkmış adam, başına gelenleri anlatıyormuş :
-Ormanda ilerlerken, karşıma kocaman bir Ayı çıkmaz mı?Çifteyi doğrultacak vakit yok!..Silahı bir kenara attığım gibi başladım kaçmaya.Fakat Ayı peşimde!Benden hızlı koşuyor.Bir ara ayının sıcacık nefesini ensemde hissettim.O kadar yaklaşmıştı.Derken Ayının ayağı kaydı, yere düştü...Fırsat bu fırsat, tabana kuvvet arayı açtım.Ama Ayı toparlandı, kalktı, bana yetişti.Yine nefesi ensemde... Pençesini uzatsa omuzumdan yakalayacak.Allahtan tam o sırada yine Ayının ayağı kaydı, yere düştü.Talih bana gülüyor!Hızımı arttırabildiğim kadar arttırdım, yeniden arayı beşyüz metre kadar açtım.Tanrı sizi inandırsın arkadaşlar, Ayı yine bana yetişti.Yine nefesi ensemde...şansa bakın...Ayının tekrar ayağı kayıp yere düşmez mi?
Serüveni dinleyenlerden biri dayanamamış :
-Sen de çok yürekliymişsin kardeşim!...Hayvan bana üç defa nefesi enseme gelecek kadar sokulsa, çok ayıptır söylemesi, ben korkumdan altıma ederim.
Avcı dönüp ters ters sözünü kesene bakmış :
-Lafı karıştırma yahu! Ayı üç kez neyin üstüne bastı da ayağı kayıp yere düştü sanıyorsun?

CİMRİ ÖLÜNCE

Cimri bir kişi ölümü yaklaşınca oğullarını yanına çağırır.Üç oğlunada vasiyette bulunur . Ben ölünce hepinizin mezarıma tek tek birer milyar koymanızı istiyorum der. Adam öldükten sonra sırayla 1. ve 2. oğlu mezara gider ve birer milyar parayı mezara koyarlar daha sonra babası gibi parayı seven 3. oğluda mezara gider ve mezardaki paraları alır yerine babası adına bir 3 milyarlık çek koyar.

YARIŞMA !!

Yağmurlu, soğuk bir günde Amerika'da dünya polis teşkilatlarının yarışması vardır. Yarışmada Amerikan polisleri, Alman polisleri, Rus polisleri, İtalyan polisleri ve Türk polisleri yarışmaktadır. Yarışmanın amacı ormanda bir fili hangi ülkenin polis teşkilatı daha az sürede yakalayacakdır. Yarışma başlar ve Alman polisleri ormana girerler aradan 30 dakika geçer ve Alman polisleri gelir.

Sıra Rus polislerine gelir ve aynı şekilde ormana girerler aradan 15 dakika geçer ve Rus polisleri gelir. Amerikan polislerine sıra gelince üstün elektronik aletleriyle fili 10 dakikada ormandan çıkarırlar. Sıra gelir Türk polisine ormana girerler ve aradan 3 dakika geçer ve beraberinde'de bir ayı getirirler, bütün polis teşkilatları şaşkınlık içerisinde türklere sorarlar biz sana fil dedik siz bize ayı getirmişsiniz diyince Türkler daha cevap vermeden ayı atılır söze abi anam avradım olsun ki ben filim der.

İKİ VAKTE KADAR
Eski deyimle basur (yeni ve bilimsel söylenişiyle hemoroit) çekenler bilir, çok ıstırap veren bir hastalıktır. Adamcağız da hemoroitten öyle çekmiş ki... Derken biri Kahve telvesi sür deyince, bir yerlerden kahve bulmuş.Bol bol koyup pişirmiş.Sonra da avuçladığı gibi sürmüş. Sürmüş ama... Ağlaya sızlaya doktora koşmuş. Soyunmuş, eğilmiş.Doktor da eğilmiş, bakarken...Hasta sormuş :
-Ne var doktorcuğum? Ne gördün?
-Vallahi iki vakte kadar bir yol görünüyor.Birde uzun boylu birinden toplu para alacaksınız.Haaa Bir de mektup var.