ALABALIĞI TANIYALIM
Tanıyalım da bu iş o kadar kolay değil. Aslında çok kalabalık olmayan, toplam 66 türden oluşan Salmonidae ailesi, alt türleri, yöresel melezleşmeleri ile oldukça geniş türler topluluğu halindedir. Esas olarak kuzey yarımkürede yerel balıklardan olan alabalığın doğal olarak bulunduğu ülkelerden başka ülkelere ve güney yarımküreye salınması ile yerel veya melez türler oluşmuştur. Bu arada, mesela sadece Türkiye' ye mahsus türler de vardır. Farklılıklar o kadardır ki aynı tür balığın mesela diyelim ki yukarıda resmi olan salmo trutta'nın aynı ülkede farklı sularda yakalananları bile renk ve desen bakımından farklılıklar gösterebilir. Hatta çoğu zaman hayat hikayeleri, alışkanlıkları dahi farklı olabilir. Bunu anlamanın en iyi yolu farklılıkları görmek olduğundan alttaki resimlere bir göz atmakta yarar var.
|
|
|
|
|
|
Bu resimlerdeki balıkların hepsi Salmo trutta'dır ancak renk ve desenlerindeki farklılıklar hemen göze çarpmaktadır.
Bununla birlikte Türkiye'de yerel olan ve en çok bulunan tür Salmo trutta ve bu balığın alt türleri, melezleri ile sadece Türkiye'ye özgü coğrafi türleridir. Bu sayfada alabalık deyince ben bu balığı kast ediyor ve bu balığın genel hayat hikayesini anlatıyorum. (Şunu da belirtmek isterim ki; son zamanlarda bir tartışmada konu ile bilimsel anlamda ilgili ve sportif balıkçı Sn. Halim Diker "Türkiye'de yaşayan tüm alabalıkları Salma trutto fario, yani batıda ve Amerika'da Brown trout - Kahverengi alabalık- adı ile bilinen balık olduğunu, farklılıkların coğrafi olduğunu bu türün Türkiye'nin yerel türü olduğunu" bildirdi. (Ref: Rastgelebalıkçı e-mail yazışmaları) yine de; bu tezi savunalar olmakla birlikte tartışmalar sürmektedir. Bu konu daha çok bilim adamlarının ilgi alanı olduğundan alabalığın peşinde olan biz amatör balıkçılar tartışmaları takip edeceğiz ama avcılığa da devam tabii.) Arada da Türkiye'de bulunan ve yaşayan coğrafi ve alt türlerin resim ve kısa tanımlarını bulacaksınız ki bu türlerin hayat hikayesi asıl türün (Salmo trutta) hikayesinden farklı olabilir. Bildiğiniz tamamen başka bir tür varsa ve resmiyle birlikte bildirirseniz yayınlar bilgiyi paylaşırız. Ayrıca 1960' lı yıllarda Türkiye' ye getirilip ticari amaçlı olarak üretilen, bu arada çeşitli şekillerde doğal ortama da çıkan Gökkuşağı alabalık vardır ki yaşam hikayesi ve alışkanlıkları önemli farklılıklar gösterdiğinden bu türe de altta kısaca değinilmektedir.

Alabalık
yurdumuzda sıcaklığı yazın 15 dereceyi geçmeyen, temiz, bol oksijenli sularda
yaşar. Sert akışlı taşlık, kayalık derelerden, binlerce metre yükseklikteki
krater göllerine kadar pek çok suda bulunur. Soğuk suları sevmekle beraber 18
dereceye kadar sularda kısa süreli yaşayabilir. Yurdumuzda alabalık, kırmızı
benek, siyah benek, deniz alası, mercan, illaç balık (Bingöl civarı), benli gibi
isimlerle bilinirken; yabancı kaynaklarda trout, sea trout, brown trout,
forelle, farel gibi isimlerle geçer. Yurdumuzda ayrıca derelerde kalan
alabalıklara dere (dağ) alası, göllerde yaşayanlarına göl alası, denize
çıkanlarına da deniz alası da denir. Şeklen deniz balıklarından lüferi andırır,
ensesi ve yanakları etlidir, yüzgeçleri oldukça gelişmiştir. Kuvvetli kuyruk
yüzgeci ile çok sert akıntılara karşı dahi yüzebilir. Tüm alabalıklara özgü ve
ayırıcı bir özellik olarak sırtında kuyruğuna yakın bir yağ yüzgeci bulunur.
Kafası iridir, alt ve üst çenesinde birer sıra keskin diş bulunur, ayrıca
damağında ve dilinin üstünde içe dönük pütürler, dişler vardır. Ayrıca
gırtlağının orta yerinde yine içe dönük sert bir dikenle yakaladığı avının
kaçmamasını garantiler. Rengi yaşadığı yere göre değişir, genelde sırtı yeşil
veya kahverengi-yeşil tonlarında, yanlara doğru sarı-yeşil; sırtı ve yanları
beneklerle, hareli lekelerle süslüdür. Fikir edinmeniz için üstte pek çok desen
ve renk örneği var. Erkek balığın alt çenesi yukarı doğru kıvrımlıdır. bazı
türlerde bu kıvrım çok bariz olabilir (yukarıdaki resimlerden alt sırada soldaki
balık erkek). Yurdumuz da Karadeniz ve kuzey Marmara' nın yüksek rakımlı dere
(örneğin Saray ilçesi velika, pabuç, aksicim dereleri) ve göllerinde; Trakya'da
Istranca dağlarındaki derelerde, Sapanaca'daki derelerin yüksek kesimlerinde;
İzmit, Adapazarı dağlarındaki derelerde; Gemlik ormanlarıyla Biga dağlarındaki
temiz kalmış derelerde; Manavgat çayında; Sivas'ta Gürün ilçesinde, Pınarbaşı
deresi ve Gökpınar gölünde, Divriği Kemaliya arasındaki derelerde; Bingöl ve
Tunceli' deki bütün derelerde ve tabii pek çoğunu sayamadığım serin, temiz ve
yerleşimden uzak yerlerdeki dere ve göllerde bol miktarda bulunur. En meşhur
alabalık tabii ki Bolu Abant gölünde ve yedi göllerde bulunan Abant alasıdır. Bu
balık sadece
Türkiye'ye özgü olup salmo trutta'nın bir alt türü olan Salmo
trutta abanticus adı ile bilinen balıktır. Bu nadir balığın resmini nihayet
usta balıkçı Vedat ABAYOĞLU sitemize kazandırdı. Yukarıda resmini gördüğünüz 47
santimlik bu güzel balığın hikayesi de resimler sayfamızda. Abant alasının en
ayırt edici özelliği kırmızı beneklerinin bulunmamasıdır. Ayrıca yine sadece
yurdumuzda bulunan Salmo platycephalus (Behnke 1969) 1969 yılında
Seyhan nehrinde Pınarbaşı ilçesinin 30 km. güneyinde tespit edilmiştir. Salmo
Trutta' nın alt türü veya melezi sanılmaktadır. Bu tür yabancı
kaynaklarda yüksek derecede soyu tükenme tehlikesine
maruz olarak sınıflandırılmaktadır. Alabalık tatlı suların deniz
bağlantılı acı sularına veya denize çıkıp yılın bir kısmını orada geçirirken
(aşağıda anlatılmaktadır) yurdumuza özgü bu iki türün acı sulara veya denize
çıktığı tespit edilmemiştir. Karadeniz ile irtibatı olan derelerde yaşayan
alabalıklar buradan denize çıkarlar ve Karadeniz kıyısında ve denizle irtibatlı
temiz kalmış derelerinde deniz alası avlamak mümkündür. Ancak genel olarak
yurdumuzdaki alabalık toplulukları, her ne kadar koruma altında olsa da, bu
koruma takip edilmeyen yönetmeliklerden, sirkülerlerden ve sözlerden öteye
geçemediğinden, tüm diğer doğal hayat gibi hızla tükenmektedir.
Alabalık (salmo
trutta) bulunduğu sulardaki, larvalar, su üzerindeki böcekler, uçan haşereler,
balık yumurtaları, solucanlar, kabuklular, küçük balıklarla beslenir. Güçlü bir
etoburdur. Büyüklerinin nadiren de olsa irilerinin kurbağa, kuşlar, küçük
memelilerle beslendiği de bilinir. Ekim ayından itibaren Şubat'a kadar yumurta
dökmeye başlar. Yumurta dökümü tam bir maceradır. Alabalıkla
r
yumurtalarını doğdukları yüksek rakımlı, dibi çakıllı, sığlıklarda dökerler. Bu
amaçla zorlu bir yolculuğa çıkarlar. Önlerindeki çağlayanları, setleri akıntıya
karşı yüzerek, sıçramalarla aşarlar. Bu esnada pek çoğu telef olur veya
etraftaki yırtıcı hayvanlarca avlanırlar. Yumurta döküm yerine ulaşan
alabalıklardan dişi olanı çakıllı dibi kuyruğu ile kazarak yuva hazırlar.
Dişinin döktüğü yumurtalar erkek tarafından döllenir ve yuva dişi tarafından
kapatılarak terk edilir. Üreme döneminde erkek balığın solungaç kapakları
kızararak hazır olduğunu gösterir. Dişinin yaşına göre yumurta sayısı 600 ila
4000 arasında olabilir. Kuluçka süresi su sıcaklığına bağlı olarak 40 - 50 gün
sürer. Yumurtadan çıkan yavrular kısa bir süre bu sularda kaldıktan sonra,
baharda akıntı ile aşağılara inerler. Alabalıkların bazıları yaşamlarını tatlı
sularda dere ve derelerin aktığı göllerde geçirirken; deniz bağlantılı derelerde
yaşayanlar iki yıl kadar (altı yıla kadar olabilir) tatlı sularda kaldıktan
sonra denize çıkarlar. Denize çıkan ve deniz alası olarak adlandırılan bu
balıklar üç yıl kadar da denizde kalır ve tekrar üremek üzere, yumurtadan
çıktıkları yüksek rakımlı sığlıklara doğru tehlikelerle dolu yola çıkarlar.
Normalde 2 - 3 yaşlarında cinsel olgunluğa erişirler. Ömürleri ortalama 7 - 14
yıldır, 18 yaşında olduğu tahmin edilenler yakalanmıştır. Maksimum 140 cm. boy
ve 50 kilo ağırlığa kadar çıkarlar. Yurdumuzda değil tabii.
|
|
|
|
Kısaca gökkuşağı alaya bakarsak. Bu balık yerel balıklarımızdan değildir. Yurdumuza ticari amaçlı üretilmek üzere 1960 yılında getirilmiştir. Ama bir şekilde doğal ortama çıkarak yurdumuzun kuzey kısımlarındaki serin sularda yaşamaya başlamıştır. Şimdilerde Orman Genel Müdürlüğü bu balığı ürertip, yaşamasına uygun sulara salmaktadır. Sıcaklığı yazın 12 dereceyi geçen sularda yaşayamaz. Yabancı kaynaklarda rainbow trout, radujnıy farel, forelle, steelhaed (göllerde yaşayan türü) gibi isimlerle geçer. Bunlar da tatlı ve tuzlu sularda yaşarlar. Bazıları göç edip tuzlu sulara çıkarken bazıları çıkmaz. Diğer alabalık türlerinin karakteristik tüm özelliklerini taşır. Bu nedenle fazla uzun bahsetmeyeceğim. Renkleri daha zengindir. Dere veya nehirlerde akıntılı yerlerde ürerler. Dereyle bağlantısı olmayan göllerde tutulan balıklar yumurtalarını dökmez. Ekim, şubat ayları arasında yumurta dökerler. Akıntı altında dişi ve erkek dibi birlikte kazarak yuvayı hazırlar, daha sonra çift vücutlarını bükerek dişi yumurta dökerken erkek de yumurtaları döller. İkinci bir erkek balık da çoğu zaman bu işleme katılır. Dişi yuvayı kapatarak akıntıya karşı yüzer yeni yeniden bir yuva hazırlanır. Bu işlem dişi tüm yumurtalarını dökene kadar sürer. Bir dişi bir sezonda yaşına bağlı olarak 700 ila 4000 arası yumurta bırakabilir. Yumurta dökümünden sonra balıklar önemli miktarda kilo kaybederler. Erkekler 2 dişiler 3 yaşlarında cinsel olgunluğa erişirler.Tanıtıcı resimlerden üstteki ve alltaki resimde altta görünen balık erkek. Bunu alt çenelerinden anlıyoruz. Ömürleri 11 yıl kadar tahmin edilmektedir. Eti lezzetlidir, ekonomik değeri çok yüksektir. 120 cm. boy ve 24 kilo olanları yakalanmıştır. Avlanmaları alabalık ile karşılaştırıldığında daha kolay oltaya vururlar. Onlardan farkı daha sert ve hızlı akıntılarda yaşamayı sevmeleridir. Bununla birlikte aynı takımlarla bu balığıda yakalamak mümkündür.
NERELERDE BULUNUR
Hep bahsettik alabalık için önce temiz, soğuk, bol oksijenli ve yaşam alanlarından uzak, dibi çamurlu olmayan taşlık veya kayalık dere ve derelerle beslenen gölleri bulmak gerek. Ondan sonra alabalık bu suların her yerinde olabilir. Derelerde daha çok dik inen kıyılarda ağaç kökleri ve kayalar arasında saklanır, yem bekler. Önüne gelecek yemlere saldırarak yer. Gece gündüz yemlenir. Gece yakalananları daha iridir. Sezon başında oldukça aktiftir bolca gezer hızlı akıntı altlarında veya derin diplerde bulunur. Havalar ısındıkça daha derinlere çekilir. Su dışında kalan kayaların etrafı ve akıntı altı tarafları yem bekleyen alabalıkların bulunabileceği yerlerdendir. Kuvvetli yağmurlardan sonra alabalıklar büyük bir açlıkla yemlenmeye başlarlar. Yağmurda böcekleri bulamayan ve beslenemeyen alalar, yağmur ile yükselen ve kararan (bulanan değil dikkat) sularda av aramaya başlarlar. Büyük balıklar dahi saklandıkları yerlerden çıkarak sığlıklara sokularak yemlenirler. Derinleşen dip yamaçları, akıntı altları alabalılğın bu dönemde bolca bulunabileceği yerler olabilir. Yalnız alabalık avınnda dağlardaki veya dağ eteklerindeki derelerin kenarında yağmurla oluşacak ani su yükselmeleri ve taşkınlara karşı tedbirli olmakta yarar vardır. Dibi çamurlu bulanık sularda alabalık avlamaya girişmek zaman kaybı olacaktır. Herkesin gidip yollarını aşındırdığı yerlerde alabalık yakalamak sadece şanstır; daha uzak, tenha, zor ulaşımı ile pek çok kimsenin gitmek istemeyeceği yerleri seçin.
AVLAYALIM
"Bir kez alabalık avlarsan başka balık avlamak istemezsin" diyor Orhan YILMAZ, Alabalık Avı adındaki sitesinde. Alabalık avının inceliklerini ve tecrübelerini gayet iyi aktarmış. Ustanın sözü üstüne söz olmaz; ama biz de kendi bildiğimiz kadarıyla alabalık avı nasıl yapılır, biz nasıl avlanıyoruz anlatalım.
Yaşadığı yerler itibarı ile alabalık avı daha av yerine gidene kadar amatöre çeşitli maceralar yaşatır. Nice engelleri aşmak gerekir. Suların içinde, dikenli çalıların arkasından, karlara gömülerek atılan oltalara yakalanan alabalığın mücadelesi amatöre analatılamaz zevk ve heyecen yaşatır. Amatör balıkçılık zaten içinde denizcilik, mücadelecilik, sabır, kampçılık, alpinistlik, sportmenlik taşıyan bir uğraştır. Ama alabalık avcısı dağları aşarak, vadileri, suları geçerek bu mücadelenin doruğuna ulaşır.
Avlanma yöntemlerini aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.
1. Yapay yemlerle Avcılık
a. Atıp çekme
b. Fly (yapay sinek) avcılığı
2. Doğal yemlerle Avcılık (Bu sayfanın yükünü fazla arttırmamak için ikinci sayfada anlatılmaktadır.)
a. Şamandıralı Takım
b. Yeldirme
c. Dip Oltası
1. Yapay Yemlerle Avcılık
|
|
|
|
|
|
|
|
Muhtelif Mepps Black Furry kaşıklar. Değişik renk ve desenleri de vardır. |
|
|
|
| Üstte Mepps Thunder Bug örnekleri | |
|
|
|
Alabalık avı söz konu olduğunda diğer balık avlarından fazla ustalık gerekir. Alabalık suyun dışını gayet iyi görür, ayrıca temel besin kaynağı olarak etrafta uçuşan böcek ve haşerelerle beslendiği için suyun dışında olan bitenleri de takip eder. Böyle olunca atış anında görüntü vermemek, sessiz olmak en önemli taktikler olarak ortaya çıkar. Atıp çekmede kullanılacak yapay yemler döner kaşıklar, sabit kaşıklar, yumuşak plastikten balıklar veya tvisterler, minik yapay balıklar olabilir. Ufak boyda sasiler de derelerde iyi sonuç verebilir. Dere ve göllerde yine de en etkili araç kesinlikle döner kaşıklardır. Sabit kaşıklar ve yapay balıklar daha çok denizde ve büyük göllerde alabalık avlarında etkilidir, bu yöntem yurdumuza pek uygun değildir. Yumuşak plastiklerle yani sasi (tvister) ve plastik balıklarla ben göllerde alabalık yakaladım, yine de daha çok döner kaşık kullanmayı tercih ederim. Yandaki Mepps ve Bluefox firmalarının alabalık avında kullanılabilecek döner kaşıklarını görüyosunuz. Özellikle Mepps gökkuşağı ala ve alabalık desenli kaşıklar üretmektedir. Bu tip kaşıklarla da alabalık yakaladım. Mepps' in ayrıca Thunder Bug madeli de alabalık avında kullanılmaya çok uygundur. Bu kaşıkla ben henüz alabalık yakalayamadım ama devam edersem iyi sonuçlar alacağımdan eminim. Orhan YILMAZ usta en iyi sonucu gümüş renkli kırmızı benekli kaşıkla aldığını söylüyor; kulak vermekte yarar var. O kaşığın burada örneği yok ama Black furry' nin tüysüz modeli ve kaşığı gümüş renkli benekleri gene kırmızı olanıdır.
Yandaki kaşıkların hepsini (1 numara veya 4 gr civarında olanlarını) alabalık avında deneyebilirsiniz en etkili olanı denemelerle bulacaksınız. Bir durumda gayet etkili ve verimli olan kaşık başka bir gün veya başka şartlarda sonuç vermeyebilir. Tabii tüm kaşıklar bununla da sınırlı değil, Mepps black furry de en eski ve klasik alabalık kaşıklarındandır. Genel tavsiyeler olarak sezon başında küçük kaşıklar kullanmakta yarar vardır. Mesela Mepps kaşıkların 1 numarası boyunda olanları. Derin koyu sularda daha parlak benekleri olan kaşıkları, daha açık renkli sularda bakır veya bronz renkli kaşıkları deneyin. Yazları daha derinleri, sert akıntı altında kalan kayaların etrafını özellikle arkasını deneyin. Yazları en iyi saatler sabah güneşin doğuşunu takip eden birkaç saattir.
Derelerde yüzünüz akıntıya karşı dönük dururken önünüzde
alabalık varsa kuyruğu size dönüktür; yani onlar da yüzleri akıntıya dönük av
beklerler. Kaşık atıp çekmeyi bu şekilde yapmak gerekir, akıntıya karşı atılan
kaşık akıntı ile birlikte çekilirken alabalığın avını yakalamaya alışık olduğu
şekilde önüne gelecektir. Özellikle büyük alabalıklar akıntıya karşı çekilen
yeme nadiren vururlar genelde de vurmazlar. Bu davranış yurdumuz sularında
bulunan alabalık ve gökkuşağı alabalıkların karakteristik davranışlarıdır. Onlar
akıntı ile sürüklenip önlerine gelen yemleri yemeye alıştıklarından, kaşık da bu
alışkanlıklarına uygun atılmalıdır.
Özellikle
akıntıyı kesen kayaların akıntı altı taraflarında yem bekleyen alabalıklara
nasıl kaşık atılması gerektiği şematik olarak yandaki resimdeki gibidir. Buna
göre su içindeki kayanın akıntı üzerine doğru doğru atılan kaşık çekilirken
kayanın akıntı altı tarafında bekleyen alabalıkların önünden geçecek ve oltaya
vurmalarını sağlayacaktır. Hiçbir zaman yem bekleyen balıkların doğrudan üzerine
atış yapmayın; balıkları korkutup kaçırırsınız.
Gelelim alabalık avında kullanılacak takıma. Alabalık takımı
hafif veya çok hafif sınıftan olmalıdır. Genelde 2 - 15 gr. veya 5 - 25 gr.,
hatta bazen 1-7 gr., atma kapasiteli; 1,9 ile 2,4 metre arasıdır. Derelerde
alabalık avında en etkili kaşığın 1 numara Mepps olduğu, bununda 4 - 4,5 gr.
civarında olduğu düşünülürse neden hafif sınıf kamış gerektiği ortaya çıkar.
Orta veya ağır sınıf kamışları kullanarak (mesela 20 - 60 gr. testli) o kadar
hafif kaşıkları uzun mesafeye isabetli atmak hemen hemen imkansızdır. Makina 025
misinadan 100 metre alabilecek kapasitede olmalı; misina da 025'i geçmemelidir.
Hatta 012 veya 014 fusion örgü ipleri tavsiye ederim. Makinanın 1:5,2 veya daha
yüksek turlu olmasında yarar vardır. Akıntı ile çekilen kaşığın, akıntıdan
geride kalmadan dönüşünü sürdürerek düzgün gelmesi için bu gereklidir; elimizde
seri makina yoksa sarma kolunu akıntıya göre seri şekilde çevirmek işi size
düşecektir. Ben 5 - 25 gr. testli, 1,90 boyunda kamış ve 012 Berkeley fusion
örgü olta ipi kullanıyorum. Aslında 2,10 boyunda kamış almak istemiştim ama
bulamayınca 1,90 aldım. Böyle bir takımla bana denk düşmedi ama 7 kiloluk
alaların yakalandığını gördüm. Alabalığın doğal yaşama ortamında derelerin
etrafı genelde oldukça sık bitki örtüsü ile kaplı olduğundan uzun kamışlar atış
zorluğu getirirken, kısa kamışlar çok daha rahat kullanılır.
Göllerde avlanmak olunca bazı farklılıklar ortaya çıkar. Havaların ısınması ile göl sularının ısınan üst tabakaları alabalıkların derine inmelerine neden olur. Derindeki balığın bulunması ve avlanması da oldukça zordur. Bulduk diyelim hangi yeme daha iyi vurduğunu tespit etmek için denemeler yapmak gerekir. Derinlik de söz konusu olunca derelerde kullanılandan daha büyük daha ağır sahte yemler kullanılır. Sasi, sabit ve döner kaşıklarla, ufak yapay balıklar iyi sonuç verebilir. Göllerde kıyıdan avlanmalar pek verimli olmaz. Bu yöntem kullanılacaksa orta klass (10 - 30 gr) ve uzun kamışlar ( 3 - 3.3 m.) tercih edilmelidir. Makina normal devirli ve misina 025 olabilir. Daha verimli olacak yol ise sandaldan avlanmaktır. Baharla birlikte ısınmaya başlayan göllere serin sular taşıyan ve kısa süre sonra alabalıkların yumurta dökmeye gireceği derelerin ağzı da iyi alabalık barındırır.
Denizalası avlarında hem balık daha iri hem de şartlar daha ağır olduğundan orta sınıf kamışlar mesela 10 - 30 gr. testli 2,7 veya 3 metre boya kadar kullanılabilir. Ayrıca zaten deniz avında kullanılan kaşıklar da daha iri ve ağırdır. Misina yine de 025 olsa yeter. İri balıklarla karşılaşma ihtimali varsa 027 veya 030 üst sınır olabilir.
Bu yöntem alabalık avlama yöntemi olarak değilde "alabalık avlama sanatı" olarak adlandırılsa daha doğrudur. Gerçekten yapay yemlerin yapılışı, atış, balığı çekme sırasında, yaratıcılık, her iki elin uyumu, vücudun dengelenmesi, isabetli atışlar seyredene sanatsal bir görüntü sunar. Gerçekten de zor, zor olduğu kadar da zevkli bir yöntemdir. Bu yöntemi kullanıp, balık da yakalayan amatör, fly avcılığının tutkunu olacaktır.
Türkiye' de pek kullanılmayan ama dünyada alabalık deyince ilk akla gelen yöntem budur. Bildiğimiz klasik avlanmalardan oldukça farklı malzeme, teknik bilgi ve beceri gerektirir. Avrupa ve Amerika' da fly fishing kurslarında saat ücreti 75 - 100 dolar arasında fly ile avlanma teknikleri dersi verilmektedir. Bu yönteme öncelikle malzemeyi tanımakla başlayalım.
Fly
Fly kelimesi Türkçe' ye sinek olarak çevrilebilse de aslında
burada tam olarak sadece sineği temsil etmez. Çevredeki suda
yaşayan
böcekler, uçucu böcek, sinek, larva yumurta ve haşerelerle beslenen alabalık
için kullanıldığına göre fly denince geniş bir böcek topluluğu, larvalar ve
yumurtalar düşünülmelidir. Bundan sonra sadece fly olarak bahsedeceğim. Fly
neredeyse ağırlıksızdır. Genelde alabalık için tekli, bazen de çiftli veya özel
amaçlar ve farklı balıklar için üçlü iğne üzerine sarılan tüy, iplik, orlon gibi
malzemelerden yapılır ve genelde iğnenin numarası ile anılır. Amacı alabalığın
normalde beslendiği böcek ve larvaları taklit etmektir. Burada önemli bir konu
ortaya çıkıyor; avlanılan bölgedeki böceklerin cinsleri. Flyların şekli genelde
o bölgede yaşayan böcek ve larvalara benzemeli, boyutları da buna uygun
olmalıdır. Tabii uygun zamanda uygun tip de seçilmelidir.
Larva zamanı geçtikten sonra larva taklidi flylar kullanarak avlanmak boş elle
dönmeyi garantilemek demektir Bu da dikkatli bir gözlem, farklı tipte fly
bulundurmak, denemeler ve tabii sabır gerektirir; bu işte başarı o kadar kolay
değildir.
Kuru (Dry) ve ıslak (wet) olarak iki ana gruba ayrılır. Kuru
tipler atıldığında su yüzünde kalan, batmayan. su dışında, hemen üzerinde
yaşayan veya suya düşen böcekleri taklit eder. Mevsime göre renk ve boyut
farklılıkları gösterirler. Bu geniş taklit sahası kuru flyların oldukça faklı
iğne boyları üzerinde kullanılmalarına olanak sağlar. Kullanım sırasında
ıslanarak batar hale gelebilir. Bunu önlemek için silikonlu parafinli özel
spreyler veya kremlerle su tutmaz hale getirilir, bu onların aynı zamanda
yüzmesini de sağlar. Silikon uygulaması kuru iken veya suyu sıkılarak
yapılmalıdır. Islak tipler ise atıldıktan sonra batan flylardır. Bunlar su
içindeki larvaları, suya düşen böcekleri temsil eder. Bu nedenle de oldukça dar
bir taklit sahası vardır; kullanılacak iğne boyu 6-18 arası değişir. Her iki
tipin de örnekleri yanda vardır. Bunlardan başka popper denen su üzerinde su
sıçratarak balığın ilgisine çekecek kuru, fare gibi daha iri hayvanları taklit
eden yaş flylar da vardır, bunlar da taklit ettikleri hayvana oranla 6-2/0 iğne
boyutlarına kadar çıkarlar; tabii yakalanması planlanan balık da ona göre
iridir. Streamer denen yaş flylar grubundan olan flylar da küçük yem balıkları
taklit ederler. Yapı olarak büyük sayılırlar ve daha çok 1/0 iğne boyundan
başlarlar, daha küçük balıkları hedefleyen ve daha küçük iğne ile yapılanlar
olsa da genel olarak büyüktürler demek doğru olur. Bu tip flylar özellikle somon
gibi büyük alabalık avında, turna, levrek gibi diğer yırtıcı tatlısu
balıklarının avında ve denizde kullanılır. Tatlı sularda, göllerde derelerde,
denizde kullanılacak flylar f
arklılık
gösterirler. kısaca bu iş uzun araştırma ve bilgi işidir. Ayrıca her flyın bir
de ismi vardır. yandaki resiml
erde
isimler görülmektedir. tabii bu ismler standart değildir flyı yapanın
verebileceği isimler olabileceği gibi taklit ettiği hayvanın ismi de olabilir.
Flylar özel olarak satılan içi yumuşak malzeme ile kaplı ve iğnenin saplanarak
muhafaza edilebileceği, cepte taşınabilecek boyutta "fly box" denilen kutularda
muhafaza edilirler. Bunların bazıları tek, bazıları çift taraflı, bazıları da
fotoğraf albumu gibi ceplidir.
Flylar hazır olarak alınabileceği gibi kendiniz de
yapabilirsiniz. Bunun için epeyce donanım ve malzemeye ihtiyacınız olacaktır. Bu
donanım ve malzeme hazır olarak satılmaktadır. Tabii bu malzemeyi alıp masaya
oturup fly yapmaya başlayamazsınız. Yukarıda anlatıldığı gibi avlanacağınız
bölgedeki alabalıkların yamlaenma alışkanlıklarını tespit etmeniz veya bilen
birinden bilgi edinmeniz gerekecektir. Bunların hiç biri yoksa fly desenleri
örnekleri olan kitaplar, bunların nasıl yapılacağını gösteren CD ler, video
kasetler vardır ama ne yazık ki hemen hemen tamamı İngilizce. Ben örnek olarak
iki fly yapımı örneği veriyorum, (Beetle,
Sparcle Minnow) daha fazlasına yer vermem ne yazik ki mümkün değil. Sonuçta
binlerce fly deseni vardır ve bu
nlardan
işinize yarayacak olanı seçmek bilgi ve tecrübe işidir. Çok fazla sayıda fly
bulundurmak, fiatları gözönüne alındığında pek kolay iş değildir. Hazır flyların
fiatı yaklaşık 3,5 - 4 dolar civarındadır, yani oldukça pahalıdır. daha iyisi
kendinizin yapmasıdır desek de, bu iş için kullanılacak bir takımım bedeli 100
dolardan aşağı değildir, komple takımlar 200 dolara kadar satılmaktadır. Oysaki
gözlem en ucuz ve en öğretici yoldur; bunun için tek gereken şey dikkat ve
sabırdır. Ayrıca yandaki takımda görüldüğü gibi çeşitli tüyler, iplikler temin
etmeniz de gerekecektir Yardımcı malzemeler takımla beraber veya ayrı ayrı
olarak da satılmaktadırlar.. Bu işe başlayıp yaptığınız flylar ile bir de balık
yakalarsanız o zaman vazgeçemeyeceğiniz bir uğraş bulmuş olacaksınız. İşe biraz
da yaratıcılık katarak kendi desenlerinizi yaratacak, belki daha önce hiç
denenmemiş ama rekor balıklar yakalayan flylar üreteceksiniz.
Fly genelde alabalık avı ile birlikte anılmakla birlikte tatlı su levreği, sudak ve son zamanlarda turna gibi balıkların avında da kullanılmaya başlanmıştır. Bence turna, sudak gibi daha çok su içindeki doğal yemlerle beslenmeye alışmış yırtıcı balıkların avında fly ile sonuç almak rastgeledir; yine de özellikle turna avında fly takımı kullanılması gittikçe yaygınlaşmaktadır. Tabii her balık için kullanılan fly ve olta takımı farklıdır. Mesela turna ve sudak için batan (ıslak), boyut olarak daha iri flylar kullanılmaktadır.
Fly Olta İpleri
|
|
|
|
Her şey gibi fly olta ipleri de bildiğimiz olta iplerine göre
farklıdırlar. tarihleri bugünkü klasik olta ipleri ile aynıdır yani at
kuyruğundan örme ile başlarlar. Günümüzde modern olta ipleri örgü teknolojsi ile
üretilmiş çekirdek ve üzerindeki kaplamadan oluşur. Bazen çekirdeği dacron veya
fiberglass malzemeler de ol
uşturur.
Üst kaplama fly ipine esneklik ve ağırlık kazandırarak atışın yapılmasını
sağlar. Şekilleri farklılık gösterir, bu farklılık atış mesafesini etkiler.
Temelde 4 farklı şekli vardır. Düz (Level), L harfi ile karakterize edilir ipin
kesiti bütün boyda sabittir, kısa mesafeli atışlara uygundur. İki ucu aynı
(Double Tapper), DT harfleri ile gösterilir; iki uç aynı kalınlıkta orta kısmı
biraz daha kalınca olan fly ipleridir orta mesafe atışlarına uygundur. Acemiler
ve yeni başlayanlarca en uygun iptir; ömrü de diğerlerinden uzundur çünkü
kullanılan taraf aşınırsa ip ters çevrilerek makara tarafı olta tarafı olarak
kullanılır. Önü ağırlaştırılmış (Weight-Forward) tiplerde sadece bedenin
bağlandığı ön tarafta kesit hafifçe büyütülmüş böylece ağırlaştırılmıştır; uzun
mesafe atışlarına uygundur. WF tiplerin farklı dizaynları da vardır bu
farklılıklar öndeki ağırlaştırılmış kısımın uzunluğu ile ilgilidir. En alttaki
uzun atış amaçlı, "atış kafalı" (shoting head), SH ile gösterilen iplerde hemen
hemen 4 metrelik ağırlıklı kısmı 6 metrelik daha in
ce
kısım takip eder: İnce kısımın ucunda ufak bir halka vardır buraya da ilave
monofilament veya ince örgü olta ipi bağlanarak maksimum atış mesafesi elde
edilir. Ağırlıkları da farklıdır. Ağırlık kodları 1 den 15 e kadar sıralanır.
Buna göre ipin çapı da belirlenir tabii 1 - 8 arası kodlu ağırlıklar genelde tüm
tatlı su avlarına yeterlidir; 7 - 15 arası kodlar da deniz de ve çok iri
balıklarda kullanıır. Alabalık avında en çok kullanılan ağırlıklar 5 - 8
arasıdır; 6 en yaygın olanıdır. Ben 8 kullanıyorum çünkü fly kamışım 7 - 8
ağırlıklı iplere göre ve ipin kamışla uyum sağlaması başarılı atışın ilk
şartıdır. Bunlardan başka yüzen (floating; F) ve batan (sinking; S) olarak da
sınıflanırlar. Yüzenler açık fosforlu renklerde olur balıkçının ipi görmesine
yardım eder; batanlar koyu renklidir balığın ipi görmemesi amaçlanır. Batanlar
kendi içlerinde ağır batan, hızlı batan ve çok hızlı batan olarak sınıflanırlar.
Bir de sadece uç kısmı batan tipler (F/S) vardır bunların uçtaki yaklaşık 3 - 10
metrelik kısmı batar geri kalan kısmı yüzer. Şimdi bu kodlamayı biliyoruz o
zaman alacağımız ipi tanıyalım. DT6F bize iki ucu aynı, 6 ağırlıklı, yüzen fly
olta ipini anlatır. Ağırlık olarak fly ipinin ilk 10 metresi standartlarda
belirtilir; bir örnek vereceksek WF6F ipin ilk 10 metresi yaklaşık 10 gr kadar
gelir. Ana konumuz bu olmadığından standartlara fazla girmiyorum.
Bu kodlama ve standartlar AFTMA (American Fishing Tackle
Manufacturers Association) tarafından yayınlanmıştır ve tüm dünyada
kullanılmaktadır.
Fly iplerinin boyları
genelde olta ipinin şekline bağlı olarak değişmekle beraber genelde 25 - 30
metrelik boylarda satılırlar. Bu boylarına rağmen fiatları çok yüksektir. Zaten
makaraya da öyle yüzlerce metre sarılmalarına gerek yoktur. Makaraya önce alt ip
(backing) sarılır buna fly ipi eklenir böylece makaranın üst kenardan bir kaç mm
altına kadar sarım yapılması sağlanmalıdır. Toplam ip az olursa atış ve sarma da
problemler yaşarsınız. Ayrıca iri bir balık yakalandığında gerekebilecek kaloma
için yeteri kadar da yedeğiniz olacaktır. Alt ip olarak monofilament olta ipleri
kullanılabilir; daha iyisi dakron veya örme olta ipi kullanmaktır. 7 ağırlıklı
fly ipine kadar 10 kg. kopma testli monofilament daha ağır fly iplerinde 15 - 20
kg. kopma testli monofilament kullanılır.
Genel kural fly ipinin kopma değerinin alt ipin kopma değerinden az olmamasıdır. Fly ipinin ucuna beden bağlanır. Bedenler düz ve şekilli olmak üzere ikiye ayrılır. Düz bedenler normal monofilament olta ipinden yapılabilir ancak bu tür takımlar alabalık avında pek başarılı değildir; yine de ilk başta çok fazla masrafa girmemek için bu şekilde başlanabilir. Atış sırasında yapılan savurma hareketlerinden ortaya çıkan enerjinin maksimum şekilde flya aktarılması ve flyın mümkün olacak en doğal şekilde görünmesi bedenin işidir; bu amaçlarla düz beden yerine çoğunlukla şekillendirilmiş bedenler kullanılır. Bu bedenlerin farklı bölgelerinde kalınlıkları farklıdır; mesela en kalın ve ağır yeri fly ipine bağlandığı kısımdır. Beden uzunluğu 2,5 - 3 metre civarındadır, ustalar 4,5 metreya kadar beden kullansalar da bu nadirdir. Beden uzunluğu uç bedeni de kapsar. Uç bedeni, bedenin uzantısı olabileceği gibi, bedene bağlanacak bir monofilament de olabilir. Kalınlığı 020, boyu 50 - 80 cm arası olabilir. Bunun ucuna da fly bağlanır.
Fly Makaraları
|
|
|
|
Fly avında kullanılan makaralar da normal takımlarda kullandıklarımızdan farklıdır. Seçiminde ne tür fly ipi kullandığınız, fly kamışınızın nasıl olduğu gözönüne alınmalıdır. Makarayı alırken mutlaka ne tür takımız olduğu ve ne tür fly ipi ile kullanacağınızı kararlaştırın. Fly makaralarının üzerinde ne ağırlık için uygun oldukları yazar. Ağır ipler için kullanılacak makaralar büyük olurken hafif fly ipleri ile kullanılacak olanları daha küçüktür. Yani tüm takım birbiri ile tam bir uyum içinde olmalıdır. sarma teli yoktur. sarma kolu çevrildiğinde fly ipi doğrudan makaranın göbek miline sarılır. Bu neden le yukarıda anlatıldığı gibi eğer fly ipi ve alt ip az olursa daha hızlı sarma ve daha fazla sarma turu yapılması gerekir. Doğrusu üst kenardan birkaç milimetre alta kadar sarmaktır.
Alabalık tipi, somon tipi, tuzlu su tipi gibi kullanıldıkları farklı yerler ve amaçlara göre farklı isim alırlar. Sarma işlemi genelde 1:1 dir; yani sarma kolunun bir turunda makara da bir tur dönerek olta ipini sarar. Bazı modelleri ise 2:1 devirlidir; yani sarma kolunun bir turunda makara iki tur döner. Bu tipler daha pahalıdır ve pek geniş uygulama alanı yoktur. Sert akıntılarda veya büyük balık avlarında fazlaca boşalan ipin seri bir şekilde sarılmasına yardımcı olur ki, Türkiye sularında pek kullanılmasına gerek olacak yer yoktur. Pek piyasada görülmeyen otomatik modelleri olsa da bunlar daha çok küçük balık avlarında kullanılır.
Fren sistemleri de farklıdır çoğu modelde sabitlenmezler, balığın yüklenip olta ipi alması esnasında cır cır tertibatı ile balığı yorar; aynı zamanda cır cır tertibatı çıkardığı sesle de balığın ne zaman yüklendiğini, kaloma alıp almaya devam etmediğini de amatöre bildirir . Ağır modellerde makara sabitlenir balığın olta ipi alması kontrollu olur.
Fly Kamışları

Yapı itibari ile bunlar da diğer kamışlardan farklıdırlar. Yukarıda anlatılan fly takımının diğer elemanları ile tam uyum içinde olmalıdır. Yani kullanılan ipin ağırlığı, makara , beden ve kamış en iyi atışı yapabilecek şekilde dengelenmelidir. Fly kamışlarında savurma hareketi ile atışın rahatlıkla yapılabilmesi için makara kamışın en alına, ele tutma yerinin altına montelidir. El tutma yeri genelde mantardan olur ve muhtelif şekilleri vardır. Hafif olmaları şart olduğundan günümüzde modern ve kaliteli fly kamışları karbon esaslı malzemeden üretilmektedir. Ucuz ve daha düşük kaliteli olanlar ise fiberglas malzemeden yapılır. Fly kamışlarının da diğer kamışlar gibi, hızlı, orta ve yavaş refleks sınıfları vardır.
Fl
y
kamışları atışa en önemli rolü oynadığından ipi yönlendirici halkalar önem
kazanır. Pek çok fly kamışında sadece en alt kılavuz halka bildiğimiz türdendei,
bazı kamışlarda bu sayı üçe kadar çıkarken bazılarında tamamı halka şeklinde
olabilir. Ama iyi marka kaliteli kamışlarda sadece en alttaki yönlendirici
kılavuz halka en az sürtünmeye neden olacak şekilde büyükçe dizayn edilirken
diğer halkalar yılan kıvrımlı kılavuzlar olarak monte edilirler. Yılan kıvrımlı
kılavuzların (snake guide) kullanım sırasında ipe sürtünmeleri ve atış
mesafesine kötü etkileri neredeyse yok gibidir. Yanda bazı muhtelif fly kamışı
kılavuz halkaları dizilme şeklilleri görülmektedir.
![]()
Artık malzemeyi tanıyoruz sıra geldi fly ile avlanmaya, ama bu iş o kadar kolay değil. Hadi takımı doğru ve dengeli kurduk desek bile, atış, flyı balığı kandıracak şekilde çekebilmek ve yakalanan balığın çekilmesi ustalık ve beceri gerektir.
Fly Takımını Kullanma
Alabalığın yaşadığı doğal ortamlarda genellikle derelere yanaşmak ve başarılı atışlar yapmak oldukça zordur. Amatör zaten zor olan fly atışı için çeşitli yollar bulmalı, açık arazide sık sık değişik şartlara göre denemeler yapmalıdır. Bu da zaman gerektirdiğinden fly takımı elinize alır almaz başarı beklemeyin. Sabır balıkçının en önemli yeteneğidir. Pek çok farklı atış yöntemi olmakla beraber ne yazık ki burada hepsini anlatmak mümkün değil. Bunu yapsam da denemeden veya uygulamasını görmeden başarmanız çok zor. Ben burada iki temel tip atışı izah etmeye çalışacağım bundan sonrası size kalmış.
|
|
|
|
Fly takımı yanda görüldüğü gibi tutulur. Baş parmağınızı tutma yerine sarmayın ve çok sıkı tutmayın bu çabuk yorulmanıza neden olur. Üstteki resimin 1 numaralı çizimi doğru tutuşu gösteriyor. Kamışı tutan el atışı yapan eldir, diğer el yardımcıdır. Bu elle fly geri çekilir balığa yemin hareket ettiği hissi verilir. Bu işte kamış ucu hafifçe yqardımcvı olabilir ama makara kesinlikle kullanılmaz. Yardımcı el ayrıca olta ipini işaret ve orta parmaklar arasında sıkıştırarak gerekirse kaloma almaya çalışan balığa karşı frenleme de yapar. (Üstteki resimde 2 numaralı çizim)
Atış öncesi hazırlık olarak atılacak mesafeye uygun miktarda
ip yardımcı elle makaradan sağılarak açılır, bu esnada cır cır tertibatını
açmanız da yarar vardır. Bu kısma geri dönmek üzere atışı yaptığımızı
kabul
edelim. Fly suya düştüktek sonra yardımcı elle fly ipi yavaş yavaş geri çekilir;
bu şekilde flya bir hareket verilmiş olur. her çekişten sonra atış elinin işaret
ve orta parmakları ile ip sabitlenir. Geri çekilen fly ipi yere, teknenin içine
veya suda iseniz suya serilir. Yalnız bu işlem yere serilen ipin karışmasına
neden olabilir; hele bu arada iri bir balık vurup kaloma almak isterse karışık
olta ipi nedeniyle balığı kaçırabilirsiniz. Bunu önlenek için bazen olta ipi
yanda görüldüğü gibi 8 şeklinde ele sarılır buna "8 sarma" denir. Yalnız bu
yöntemi iri balıklarla karşılaşma ihtimali olan yerlerde ihtiyatla kullanmak
gerekir. Sebebine gelince; balık vurduğunda tasmalanıp iğneye oturtulduktan
sonra olta ipi çok fazla geri çekilmemişse veya balık ufaksa yardımcı elle ip
çekilerek balık alınır. Balık iriyse veya henüz fazla geri sarılmamışsa atış eli
ipi frenleyip gerekirse kaloma verirken yardımcı el süratle fazla olta ipini
makaraya sarar ve balığın kullanılmasına makara yardımı ile devam edilir. İri
balıkları yardımcı elle idare etmek zor olur.
Buraya kadar atışı yapmadan oltayı topladık hadi bakalım atış nasıl yapılacakmış.
Su kıyısındaki şartlara göre pek çok değişik atış şekli uygulanabilir ama hepsinde genel kural aynıdır, yeteri kadar fly ipini serbestçe açmak yardımcı elle bedene kadar serbestçe geri toplamak, sonra atış eli ile kamışla savurma hareketleri yaparak takıma enerji kazandırmak, her ileri savurmada bir miktar olta ipinin alınmasını sağlamak ve son ileri savurmada takımın tamamını bırakmak. İşte attık ama uygulamada bu iş o kadar kolay değil tabii.
|
Başüstünden Savurma Atış (Overhead casting) |
|
Geriye savrulan ipin düzlenmesi için kısa bir an beklendikten sonra kamış seri bir hareketle ileri doğru savrulur ve bu defa saat 1 civarında gene durdurulur. Bu noktada da istenirse harekete devam etmeden takımın suya serilmesi sağlanır veya aynen geri gidişteki gibi kısa bir an beklenerek seri bir şekilde tekrar geri harekete geçilir. Bu işlemde ileri geri hareketlerde yön değiştirmeden oltanın kamışı tamamen yüklenmesini temin etmek atışın başarısı için önemlidir. Fly atışının en büyük başarısı kamışın doğru şekilde yüklenmesini sağlamaktır. Atıştan önceki bu savurmalar bazen iki bazen üç dört kere tekrarlanır. Eğer ilk savurmada takım serilmez ise takip eden savurmalarda istenirse hafifçe dönülerek akıntı üstüne doğru da atış yapılabilir yani atış yönü değiştirilebilir. Bu atışta tek el, yani kamışı tutan el kullanılmaktadır. Direk atış imkanı olmayan sık ağaçlık yerlerde kıyıdan benzer teknikle yatay atış da yapılabilir. |
|
Bazı hallerde derelerin durumu kıyıdan atışa izin vermez veya kıyıdan çalışmak pek verimli değildir ya da arkamızadki bitki örtüsü geriye savurma yapmamıza engeldir bu durumda suyun içinden atış yapılması gerekir. Öncelikle 5 metre kadar fly olta ipi suya açılır. Kamış saat 1 istikametinde gözler hizasında tutulur. Kamış yumuşak bir hareketle geriye doğru kaldırılır; saat 11 istikametine getirilir. Fly ipinin dirseğin az arkasına gelmesi sağlandıktan sonra; bu noktadan ileriye doğru sert ve kuvvetlice ileri savrulur. Bu anda açık fly ipi neredeyse bir çember oluştururken yük kamışın ucuna bindirilir. İleri savurma kamış tekrar saat 1 istikametine gelene kadar sürer, bu anda suya bırakılan fly ipi ve beden neredeyse sudan kesilmiştir. İleri hareket ile öne doğru savrulan fly ipi havada çember çizerken sudaki beden ve olta ipini çemberie dahil ederek çemberi büyütür (A). Çember oluşturma hareketi devam ederek beden ve flyın sudan kesilmelerini sağlar (B). Son durumda çemberin balıkçı tarafından itibaren kendiğinden suya serilmesi başlar; beden ve fly gittikçe ufalan bir şekilde çember çizmeye devam ederek suya serilirler. Fly en uç nokta olarak suya iner (C). Özellikle kuru fly avında ve kısa mesafe atışlar için tercih edilir ama daha ileri tekniklerle birleştirilerek bu yöntemle de oldukça uzun mesafe atışları yapılabilir. Bu atışta da sadece kamışı tutan el kullanılmaktadır. |